Hac ve Haccın Faziletleri

Farz ibadetlerden biri olan Hacc ibadetinin faziletleri ve Hac konusunda sizlere faydalı olacağına emin olduğumuz bir yazı hazırladık. Haccın faziletleri bu yazıda yer almaktadır.

Haccın Faziletleri

Kur’ân-ı Kerîm’de: “Oraya yol bulabilen insânlara, Allâh için Kâ‘be’yi haccetmesi bir farzdır.” (Âl-i İmran s. 97)

“Insânları hacca çağır, yürüyerek ve uzak yollardan gelen bineklere binerek sana gelirler.” (Hac s. 27) buyurulmuştur.

Hadîs-i Şerîf’te de: “Ey insânlar! Şübhesiz ki Allâh size haccı farz kıldı, artık siz de haccedin!”

Yine Hadîs-i Şerîf’te: “İslâmiyet beş esas üzerine kurulmuştur: Allâh’dan başka İlâh olmadığına, Muhammed (s.a.v.)’in Allâh’ın Resûlü olduğuna şahâdet etmek, namâz kılmak, zekât vermek, haccetmek, Ramazân orucunu tutmaktır.” buyurulmuştur.

Diğer bir Hadîs’te: “Bilmez misin ki İslâm kendinden önceki (küfür ve günâhların hepsini kökünden) yıkar; hicret de öyle, hacc da öyle.” buyurulmuştur.

Bu husûsta Buhârî’de belirtilen rivâyet şudur: Hz. Âişe (r.anhâ) Vâlidemiz, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den sordu: “Yâ Resûlallâh! Cihâdı amellerin en üstünü olarak görüyoruz, biz cihâd etmeyelim mi?” Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu ki: “Hayır, sizin için en üstün olan cihâd, şartlarına uygun yapılacak iyilik dolu haccdır.”

Ebû Hüreyre (r.a.)’den yapılan rivâyette, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki: “Kim hacceder de yapmış olduğu bu ibâdeti sırasında cinsî münâsebette bulunmaz, günâh ve isyân işlemez ve böylece dönerse, anasından doğduğu gündeki gibi dönmüş olur. (Kul hakkı hâriç)”

Hacc, cihâd gibi olmayıp farz-ı ayın olduğundan, hacca gitmenin cevâzında ana babanın rızâları şart değilse de onların rızâsını almadan hacca gitmenin cevâzı, ana babanın muhtâc olmamaları, kendilerine yetecek kadar gelirlerinin bulunmasına bağlıdır. Ana babasından biri evlâdının hizmetine muhtâç durumda ise, rızâsı olmadan o kimsenin hacca gitmesi mekrûh olur. Ana baba hayâtta değillerse, dedeyle nine onların yerine geçer. (Fetâvâ-yı Hindiyye)

Bilinmeli ki: bir hacc, bir de umre vardır. Bunların ikisi de İslam âleminin kıblesi olan Ka‘be-i Muazzama’yı ve ona bitişik komşu olan Allâh’ın şerefli kıldığı yerleri ziyâretten ibârettir. Husûsî vakitte (usûlüne göre) vakfe fiilini de içine alarak yapılan ibâdet hacc, yalnız tavaf ve sa‘y etmekten ibâret olan ise umre adını alır.

Hacc-ı ekberin Cum’a gününe rastlaması, onunla husûsî bir durum alması yoktur. Cum’a’ya rastlayan Arefe gününün fazlaca sevâbı vardır.

“Günlerin en üstünü Arefe günüdür; bugün Cum’a’ya rastlarsa, Cum’a günü dışında yapılan yetmiş haccdan efdâldir.” meâlindeki Hadîs-i Şerîf’le bu husûs açıklanmıştır.

Hem hacc, hem de umre etmek efdâldır. Nitekim Hadîs-i Şerif’lerde: “Hacc ile umreyi birbiri peşine yapın. Çünkü böyle yapmak fakirliği giderir, günâhları temizler, nasıl ki, körük demirin pas ve kirini temizleyip giderir.” ve “Hacc ettiğiniz vakit umre, umre ettiğiniz vakit hacc yaparak, onlardan birine diğerini tâbi kılınız ki hacc ile umre arasında meydâna gelen birbirine uyma, demirci ocağının demir pasını gidermesi gibi, fakirlik ve günâhları gidersin.” (Sünen-i İbn-i Mâce) buyurulmuştur.

Umreyi de içine alan ve almayan hacc, bu i’tibâriyle üç kısma ayrılır:

1- Hacc-ı kırân,

2- Hacc-ı temettü’,

3- Hacc-ı ifrât.

Haccın ara vermeden umreyle birleşmesine “Kırân”, ara verilerek birleşmesine “Temettü’” veyâ “Mut’a”; umresiz olanına “İfrât” denilir.

Mekkî olanlar ekseriyetle müfrit, afakîler mütemetti’ bulunurlar. Kârin olanları da olur. Cidde’den doğruca Arafat’a çıkan deniz yoluyla hacca gelenler gibi, hacc-ı ifrât yapanlar olmakla berâber, mütemetti’ veyâ kârin olan Mekkîler de bulunur.

Kazanım

Bu yazıyı okuyan ziyaretçilerimiz Hac ibadeti konusunda genel bilgi sahibi olur ve Haccın faziletleri hakkında yazılanları okuma fırsatı yakarlar.

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir