Receb Ayında Yapılacak İbadetler

RECEB AYI

Receb demek heybetli, muazzam, muhterem, kıymetli demektir. Receb ayı Hz. Âdem (a.s.)’dan beri kıymetli idi. Ayrıca Receb ayı “eşhuru’l- hurum” (Harâm Aylar)dan olup bu ayda savaş yapmak, harâm sayılmıştır.
Yüce Allâh, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor: “Ey îmân edenler. Bu dört ayda (Zi’l-kâde, Zi’l-hicce, Receb, Muharrem) (nefsinize) zulmetmeyiniz. Çünkü bu aylarda işlenecek güzel amellerin sevâbı ve kötülüğün cezâsı öteki aylardan daha büyüktür.”
İkrime ve İbn Abbâs (r.a.e.)’den rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruluyor: “Receb Allâh (c.c.)’nun ayıdır. Şa‘bân Benim ayımdır. Ramazân ise, ümmetimin ayıdır.”
Bu ay Allâh (c.c.)’nun ayı olduğu için Zât-ı İlâhîyi bildiren “İhlâs” sûresini çok okumak lâzımdır. Bilhassa İhlâs sûresini günde 11 def‘a okumak tevhîd, istiğfâr ve salevât-ı şerîfeyi ihmâl etmemek lâzımdır.
Abdullâh b. Zübeyr (r.a.)’den rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte: “Bir kimse, Receb ayında (şehrü’l-esem olan) bir mü’mini bir sıkıntıdan kurtarsa, Allâhü Te‘âlâ o kimseye Firdevs’te gözünün görebileceği yükseklikte bir saray verir. Receb’e ikrâm ve hürmet ediniz. Zîrâ Allâhü Te‘âlâ da size bin çeşit kerâmetle ikrâm, ihsân eder.” buyurmaktadır.
Resûlullâh (s.a.v.), bu aya ta‘zîmen ekseriyâ oruçlu bulunurlardı. Receb’de oruç tutanlar Allâhü Te‘âlâ’nın üç türlü iyilik ve inâyetine mazhâr olurlar: Bunlardan biri, geçmiş günâhların mağfireti; ikincisi, kalan ömürlerin bereketi; üçüncüsü “müfekkuf” yani haşirde susuzluktan emîn olmasıdır. Diğer bir hadîsde “Bir kimse Receb’in ilk günü oruç tutsa, Allâhü Te‘âlâ onun bu orucunu yetmiş yıllık günâhına keffâret sayar” buyurulmuştur.
Bir ihtiyâr, Resûlullâh (s.a.v.)’in Receb ayının fazîleti hakkındaki beyânlarından sonra: “-Yâ Resûlallâh (s.a.v.)! Ben ihtiyârım, Receb ayının tamamında oruç tutamam.” dediğinde: “-Sen Receb’in evvel günü, ortası ve âhir günü oruçlu ol, cümlesini oruç tutmuş gibi olursun.” buyurmuşlardır.
Receb ayı içerisinde iki fazîletli gece vardır. Bu gecelere kandil denir. Receb-i şerîfin ilk cuma gecesine Regâib gecesi, yirmi yedinci gecesine Mi‘râc gecesi denir.

MÜBÂREK “ÜÇ AYLAR”DA OKUNACAK DUÂLAR
Receb-i şerîf duâları:ِ

Receb-i şerîf duâları“Bi’smi’llâhi’r- rahmâni’r- rahîm.

Allâhümme bârik lenâ fî recebe ve şa‘bân ve belliğnâ ramazân. Vahtim lenâ bi’l-îmân ve yessir lenâ bi’l- kur’ân.”
Türkçe Anlamı:
Rahman ve rahim olan Allâh’ın adıyla.
Allâh’ım! Bizlere Receb ayını Şa‘ban ayını mübarek kıl. Bizi Ramazan’a kavuştur. (Ömrümüzü) Îmân ile bitirmeyi nasîb eyle. Kur’ân’ı bize kolaylaştır.
(Bu duânın, sayı tahdîdi olmamakla beraber, Receb-i şerîf boyunca günde 100 def‘a okunmasında fazîlet vardır.)
İlk on (10) gün:

İlk on (10) gün

“Sübhâna’llâhi’l- hayyil- kayyûm.”

Türkçe Anlamı:

Ezelî ve ebedî hayat sâhibi Allâh’ım! Yaratıkların her işinde hâkim ve kâim olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.
İkinci on (10) gün:

İّْkinci on (10) gün

“Sübhâna’llâhi’l- ehadi’s- samed.”

Türkçe Anlamı:

Tek olan ve herkesin kendisine muhtaç olduğu Rabbim Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.
Son on (10) gün:

Sّon on (10) gün

“Sübhâna’llâhi’l- gafûri’r- rahîm.”

Türkçe Anlamı:

Ey merhameti bol olan ve çok affedici olan Allâh’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzîh ederim.
RECEB AYININ İLK PERŞEMBE GÜNÜNDEKİ ORUÇ
Bir ihtiyar ayağa kalkıp: “- Yâ Resûlallâh! Ben Receb ayının hepsini oruçlu geçiremem.” deyince Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz:
“- Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut. Hepsini tutmuş sevâbına kavuşursun. Çünkü sevâblar on misli yazılır. Fakat sen, ilk cuma gecesinde gâfil olma ki melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir.
O gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâbe’ nin etrafında toplanırlar. Allâhü Te‘âlâ onlara hitâb eder:
‘Ey meleklerim, Benden dilediğinizi isteyiniz!’ der. Onlar da:
‘- Dileğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir’ derler. Allâhü Te‘âlâ da:
‘- Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim’ buyurur” diye buyurdular.
“Receb’de bir gün ve bir gece vardır ki o günde oruç tutan ve o gecede namâz kılan kimse için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibâdet etmiş gibi sevâb verilir.” (H.Şerîf)

REGÂİB GECESİ VE NAMÂZI

Receb Ayının ilk Cuma (Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan) Gecesidir.
Ramazân-ı şerîfin karşılayıcısı durumunda olan mübârek aylardan Receb ayının ilk cuma gecesine Regâib gecesi denir. Bu geceye Regâib gecesi denmesinin asıl sebebi şudur: Bu gecede Peygamberimiz (s.a.v.)’e hâs bazı ma‘nevî ihsânlar vâki olmasıdır ki bunun şükür ifâdesi olarak Peygamberimiz (s.a.v.) on iki rek‘at namâz kılmışlardır. Resûlullâh (s.a.v.): “Bir kimse Receb’in ilk perşembe gününü oruç tutup o günün gecesinde (akşam ile yatsı arasında) iki rek‘atta bir selâm vererek on iki rek‘at namâz kılsa (şöyle ki: Her rek‘atta bir Fâtiha, üç Kadîr sûresi, on iki İhlâs sûresi okumak sûretiyle namâzdan sonra;ِّ

iki İhlâs sûresi okumak

“Allâhümme salli ‘alâ muhammedin nebîyyi’l- ümmiyyi ve ‘alâ âlihi ve sellim.”

Türkçe Anlamı:

Allâh’ım! Ümmî Nebîn Muhammed üzerine, âline ve arkadaşlarına salât eyle. diyerek benim üzerime yetmiş def‘a salevât getirdikten sonra secdeye varsa, secdede (70) def‘a;

ِsecdede (70) def

“Sübbûhun kuddûsun rabbünâ ve rab- bü’l- melâiketi ve’r-rûh.”
Türkçe Anlamı:
Ey bizim Rabbimiz, meleklerin ve Cibrîl-i Emînin Rabbi, Seni tüm noksanlıklardan tenzîh ederiz.
dedikten sonra secdeden başını kaldırsa, oturduğu yerde 70 def‘a;

ُمَلْعَت اَّمَع ْزَواَجَتَو ْمَحْراَو ْرِفْغا ِّبَر ُمَرْكَْا لا ُّزَعَْا لا َتْنَا َكَّنِا

“Rabbi’ğfir ve’rham ve-tecâvez ‘ammâ ta‘lemü inneke ente’l- e‘azzü’l- ekrem.”
Türkçe Anlamı:
Rabbim beni affet, bana merhamet et. Bildiğin hatalarımı affet. Şüphesiz Sen çok izzet sahibi ve ikramı en çok olansın.
dedikten sonra ikinci def‘a secde edip secdede iken birinci def‘a secdede ne oku54
muşsa aynen onları tekrar eder bitiminde ise secdede Allâh (c.c.)’den isteyeceklerini ister, duâ ve niyâzını yaparsa, Hakk Te‘âlâ da onun ihtiyâçlarını, dilek ve temennîlerini kabûl eder.” buyurmuşlardır.
Bu namâzı kılanlar hakkında Resûlullâh (s.a.v.) şu mübârek sözlerini beyân buyurmuşlardır:
“Nefsim kudret elinde olan Allâhü Te‘âlâ-ya kasem ederim ki her hangi bir erkek veyâ kadın ta‘rif edilen bu namâzı kılarsa, Yüce Allâh bütün günâhlarını bağışlar; günâhları denizin köpüğü ve kum taneleri, kum taneleri de dağların ağırlığında ve ağaçların yaprakları kadar çok olsa bile. Bundan başka, kıyâmet günü âilesinden (yedi yüz) kişi hakkında şefâat hakkı verilir. Kendisine: Müjdeler olsun ki, Sen her türlü sıkıntılardan kurtuldun, rahatı buldun, denilir.”

Mİ‘RÂC KANDİLİ

26 Receb’i 27 Receb’e bağlayan gecedir.
Cenâb-ı Allâh’ın emriyle Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “Burak” adı verilen semâvî bir binek ile bu gecede Mescîd-i Harâm’dan, Mescid-i Aksâ’ya gitmiştir. Yolculuğun başlangıcını, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle anlatmışlardır: “Ben Kâ‘be’de, Hicr-i İsmâîl’de, uyku ile uyanıklık arasında bulunduğum bir sırada, bir de baktım; Cibrîl (a.s.) bana Burak’ı getirdi.” Böylece başlayan yolculuk bir gece içinde tamam olmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.) Mescid-i Aksâ’da iki rek‘at namâz kılmıştır. “Bana peygamberler gösterildi; onlara, imâm olarak namâz kıldırdım” diyerek Mescîd-i Aksâ’daki namâzı ta‘rîf etmişlerdir. Sonra yine Cebrâil (a.s.) ile birlikte semâya yükselerek “Sidretü’l-müntehâ” denilen kısma geldiği zamân Cebrâil (a.s.), Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’e: “Yâ Resûlallâh! Artık ben ileri gidemem. Eğer bir parmak ileri gidersem yanarım. Daha ilerisi Allâh’a ve Habîbine âiddir” demiştir. Bundan sonra Peygamberimiz (s.a.v.) “Refref” adı verilen vasıta ile bu ulvî seyahâta devam ederek arş, kürsî, cennet, cehennem gibi varlıkları seyretmişlerdir.
Resûlullâh (s.a.v.)’in mi‘râcı hicretten bir sene veyâ on sekiz ay evvel vukû‘ bulmuştur. Hicret, rûh ve cesetle berâber gerçekleşmiştir. Ebû Seleme (r.a.) der ki: “Mi‘râc, İsrâ vak‘âsı üzerine müşrikler fitne buhrânına düşerek âdeta deli gibi oldular. Ebû Bekir (r.a.)’in yanına koşarak Resûlullâh (s.a.v.)’in; İsrâ’ya dâir verdiği haberi Ebû Bekir (r.a.)’e söyledi56
ler.” Ebû Bekir (r.a.) de onlara: “Muhammed (s.a.v.)’in doğru sözlü olduğuna kanâatım vardır. Bu kanâatımı size de bildiririm.” dedi. Müşrikler: “Demek Muhammed (s.a.v.)’in bir gecede Mescid-i Aksâ’ya gidip sonra dönüp geldiğini sen de tasdîk ediyorsun?” dediler. Ebû Bekir (r.a.) de: “Evet tasdîk ediyorum. Değil böyle, bundan daha ziyâde uzaklarına da, meleklerin gökten haber getirdiklerine de inanmışımdır.” dedi.

Mİ‘RÂC GECESİNDE KILINACAK NAMÂZ VE OKUNACAK DUÂ
Receb-i şerîfin yirmi yedinci gecesi on iki (12) rek‘at namâz kılınır. Her iki rek‘atta bir selâm verilir. Her rek‘atta bir (1) Fâtiha ve on bir (11) İhlâs okunur. Namâzdan sonra yüz (100) def‘a salevât-ı şerîfe ve şu duâ okunur:

Namâzdan sonra yüz (100) def“Allâhümme innî es’elüke bi-müşâhedeti esrâri’l- muhibbîne ve bi’l- hılveti’lletî hassente bi-hâ seyyidi’l- mürselîn. Hîne üsriyet bihî leylete’s- sâbi‘ı ve’l-ışrîne en-terhame kalbiye’l- hazîne ve tücîbe da‘vetî yâ ekrame’l- ekramîn. Âmîn!”

Türkçe Anlamı:

Ey Allâh’ım! Sevdiklerinin müşâhade ettiği sırlar hürmetine, Peygamberlerin Efendisi (s.a.v.)’e Receb’in 27’sinde, O (s.a.v.)’i Mekke’den Mescîd-i Aksâ’ya yürüttüğün gecede ihsan ettiklerin hürmetine hazin kalbime merhamet eyle. Ey ikrâmı bol olan Allâh’ım! Duâma icâbet et. Âmîn!

RECEB AYININ YİRMİ YEDİNCİ GÜNÜ YAPILACAK İBÂDETLER

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: Resûlullâh (s.a.v.): “Receb’in yirmi yedinci günü oruç tutan kimse için, Hâkk Te‘âlâ, altmış ay oruç tutmuş sevâbını yazar. Ve o gün Nebî (s.a.v.) üzerine Cebrâil (a.s.)’ın, Allâhü Te‘âlâ tarafından peygamberlik vazîfesini indirdiği ilk gündür.” buyurdular.
Hasan-ı Basrî (r.a.) anlatmıştır: “Abdullâh b. Abbâs (r.a.), Receb’in yirmi yedinci günü sabahından i‘tibâren i‘tikâfa girerdi. O, öğle vaktine kadar namâz kılardı. Öğle namâzını kıldıktan sonra biraz istirahât eder, sonra (dört rek‘at) namâza durur: Her rek‘âtta; bir Fâtiha, üç Kadir sûresi, elli İhlâs sûresini, bir Felâk ve bir Nâs sûresini okuyarak kılardı. Sonra ikindi vaktine kadar duâ ederdi. İbn Abbâs (r.a.), Resûlullâh (s.a.v.)’in böyle yaptığını da söylerdi.”
Ebû Hüreyre ve Selmân-ı Fârisî (r.anhü-mâ)’dan bildirilmiştir: Resûlullâh (s.a.v.): “Receb’de bir gün ve bir gece vardır ki o günde oruç tutan ve o gecede namâz kılan kimse için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibâdet etmiş gibi sevâb verilir.” buyurdular. O gün, Receb’in çıkmasına üç gün kalan gündür. Ya‘ni, Receb’in yirmi yedinci günü ve gecesidir. Ve o gün, Resûlullâh (s.a.v.)’in Peygamber olarak ta‘yîn olunduğu gündür.

 

Paylaşın: